Doping Free Belgesi

Doping free belgesi, bir sporcu gıdasının ya da takviye edici gıdanın sporda yasaklı maddeler bakımından test edildiğini ve üreticinin bu sonucu sürdürecek bir kontrol düzeni kurduğunu gösterir. Cümle olarak basit duruyor. Uygulamada ise bu belge, aynı ailedeki diğer belgelerin hiçbirine benzemez, çünkü burada kanıtlamanız gereken şey bir kez temiz çıkmak değil, her partide temiz kalmaktır.

Doping Free Belgesi: Sporcu Gıdasında Yasaklı Madde Kontrolü
Doping Free Belgesi: Sporcu Gıdasında Yasaklı Madde Kontrolü

Sporcu gıdasında asıl risk nedir?

Bize gelen üreticilerin çoğu bu konuyu ilk konuştuğumuzda ürününün içine bilerek bir şey koymadığını anlatarak başlıyor. Zaten kimse bunu iddia etmiyor. Sorun bilerek konulanda değil, hammaddeyle birlikte gelende.

Alanın en çok atıf alan çalışması 2004 tarihli uluslararası bir tarama. On üç ülkeden toplanan 634 hormonal olmayan takviye ürünü analiz edildiğinde, bunların yaklaşık %15’inde etikette beyan edilmeyen anabolik androjenik steroid bulundu. Sonraki yıllarda yapılan derlemeler, ürün grubuna ve kaynağa göre %12 ile %58 arasında değişen bulaşma oranları bildirdi. Norveç’te 2003–2020 arasındaki doping kontrolleri üzerine yapılan 18 yıllık inceleme ise, analitik doping kuralı ihlallerinin %14–19’unun takviye ürünleriyle ilişkilendirildiğini ortaya koydu.

O incelemenin bir ayrıntısı üretici açısından özellikle öğretici. İhlallerin büyük bölümünde karşımıza çıkan madde grubu anabolik steroidler değil, uyarıcılardı; tek bir madde, metilheksanamin, doğrulanmış 27 vakanın 16’sından sorumluydu. En riskli ürün kategorisi de tahmin edilebileceği gibi çok bileşenli antrenman öncesi karışımlardı.

Buradan çıkan tablo şu: tehdit, üretim hattınızda bir yerden gelen fiziksel bir kalıntı değil. Tehdit, satın aldığınız hammaddenin içinde, size hiç ulaşmadan önce oluşmuş bir tağşiş ya da bulaşma. Bitkisel bir ekstre, tedarikçinin kendi zincirinde başka bir ürünle aynı ekipmandan geçmiş olabileceği gibi, standardizasyon adı altında etkisini artırmak için kasten katkılanmış da olabilir ve bunların hiçbiri size gönderilen analiz sertifikasında görünmez, çünkü o sertifika yalnızca beyan edilen etken maddeyi ölçer. Siz hammaddeyi tesisinize kabul ettiğinizde sorun çoktan içeridedir. Kendi hijyen sisteminiz de bunu size göstermez.

Bu belge, işte bu yüzden var. Yokluk beyanı gerektiren diğer başlıklar gibi görünse de doğrulama mantığı tamamen farklı işler; kümenin tamamına yokluk beyanı belgeleri rehberimizden bakabilirsiniz.

“Doping free” bir belge mi, bir program mı?

Danışanlarımızın en sık karıştırdığı noktaya burada açıklık getirmek isterim.

Türkiye’de “doping free belgesi” adında, mevzuatla tanımlanmış tek bir resmî belge yoktur. Piyasada bu adla ya da doping free sertifikası olarak anılan şey, aslında birbirini tamamlayan iki ayrı işin toplamıdır: ürünün yasaklı madde panelinden geçirilmesi ve üreticinin bu sonucu her partide tekrarlanabilir kılan bir kontrol sistemi kurduğunun bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanması. İkincisi olmadan birincisi tek başına bir fotoğraftır, bir güvence değil.

Farkı somutlaştırayım. Elinizde bir laboratuvardan alınmış temiz bir analiz raporu varsa, o rapor yalnızca o numunenin o gün temiz olduğunu söyler. Sattığınız bir sonraki partiyi kapsamaz. Hammadde tedarikçinizi değiştirdiğinizde, aynı bitkisel ekstreyi başka bir lottan satın aldığınızda ya da formülasyona yeni bir bileşen eklediğinizde o raporun anlattığı hikâye orada biter ve elinizde yalnızca geçmiş bir tarihe ait bir fotoğraf kalır. Uluslararası programların istisnasız hepsinin parti bazlı ya da yılda çok sayıda numuneye dayalı çalışmasının nedeni tam olarak budur.

Dolayısıyla “test edildi” ile “belgelendirildi” aynı şey değildir ve bu ayrımı etikette de, ticari yazışmada da korumanız gerekir. Test bir ölçümdür; belge, o ölçümün tekrarlanabilir olmasını sağlayan sistemin doğrulanmasıdır.

Sporcunun kusursuz sorumluluğu üreticiye ne yükler?

Dopingle mücadele düzeninin temelinde kusursuz sorumluluk ilkesi bulunur. Sporcunun vücudunda yasaklı bir madde bulunduğunda, o maddenin oraya nasıl geldiği, sporcunun bilip bilmediği ya da kasti olup olmadığı ihlalin varlığını ortadan kaldırmaz. Kaynağını ispatlamak yalnızca cezanın ölçüsünü etkileyebilir.

Bunun ticari karşılığı sert. Ürününüzü kullanan bir sporcu pozitif çıkarsa, savunmasını kurarken ilk yapacağı şey o dönemde tükettiği her ürünün peşine düşmek ve üreticilerinden kayıt istemek olacaktır; sizden istenecek olan şey de pazarlama metniniz ya da genel kalite politikanız değil, doğrudan o partiye ait üretim kayıtlarınız ve saklama numuneniz olur. İkisi de yoksa kendinizi savunacak bir zemininiz kalmaz.

Şunu da açıkça söyleyeyim: hiçbir belgelendirme programı ürününüzün WADA listesindeki bütün maddelerden arınmış olduğunu garanti etmez. Uluslararası programların kendileri de bunu açıkça yazar. Belgenin işlevi riski sıfırlamak değil, riski ölçülebilir biçimde düşürmek ve bir sorun çıktığında sizin tarafınızda gösterilecek bir kanıt zinciri bırakmaktır. Bu sınırı bilerek iletişim kurmanız, abartılı bir iddiayla çıkıp sonra geri adım atmanızdan çok daha güvenlidir.

Hangi maddeler, hangi listeye göre?

Referans, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın (WADA) her yıl yayımladığı Yasaklı Listesi’dir. Listenin işleyişinde üreticiyi doğrudan ilgilendiren bir takvim var: gözden geçirme süreci ocak ayında başlar, liste en geç 1 Ekim’de yayımlanır ve ertesi yılın 1 Ocak günü yürürlüğe girer. Aradaki üç ay, tarafların hazırlanması için bırakılmıştır.

Üretici tarafında bu takvimin karşılığı şudur. Ekim ayında yayımlanan listeyi okumak, ürün portföyünüzle satır satır karşılaştırmak ve gerekiyorsa analiz panelinizi güncelleyip laboratuvarınızla yeni yılın protokolünü konuşmak için elinizde tam üç aylık bir pencere bulunur. Bu pencereyi kaçırırsanız, ocak ayında listeye yeni giren bir maddeyi hiç taramayan bir panelle ürün satmaya devam edersiniz. En sessiz uygunsuzluk türü budur. Kimse fark etmez, ta ki bir sporcu pozitif çıkana kadar.

Listenin yapısı da kontrol tasarımını etkiliyor. Bir grup madde her zaman yasaktır; anabolik ajanlar, peptit hormonlar, hormon ve metabolik modülatörler, diüretikler ve maskeleyici ajanlar bu gruptadır. Bir başka grup ise yalnızca müsabaka içinde yasaktır; uyarıcılar, narkotikler, kannabinoidler ve glukokortikoidler buraya girer. Yasaklı yöntemler ayrı bir başlıktır ve gıda üreticisini pratikte ilgilendirmez.

Bu ayrımın pratik sonucu, uyarıcıların ürün grubunuz için ihmal edilebilir görünmesine rağmen en yüksek riski taşıyor olmasıdır. Yukarıda bahsettiğim Norveç verisinde ihlallerin çoğunluğunu uyarıcıların oluşturmasının nedeni de bu: bitkisel ekstrelerde doğal olarak bulunabiliyor, sınırda kalan maddeler yıllar içinde listeye giriyor çıkıyor ve etiket adları birbirine çok benziyor.

Bulaşma nereden geliyor?

Riski kaynağına göre ayırmak, kontrolü nereye kuracağınızı belirler.

Bitkisel ekstreler. Küme olarak en yüksek riskli hammadde grubu. Bazı bitkilerde doğal olarak prohormon benzeri bileşikler bulunur; bazılarında ise tedarikçi zincirinin bir yerinde standardizasyon adı altında sentetik madde eklenmiş olabilir. Botanik adının doğru verilmiş olması tek başına güvence değildir.

Tedarikçi kaynaklı tağşiş. Hammaddenin etkisini artırmak amacıyla kasten katkı yapılmasıdır ve yukarıda değindiğim gibi rutin analiz belgelerine yansımaz. Elinizdeki raporda aranmamış bir maddenin bulunmamış olması, o maddenin üründe olmadığı anlamına gelmez.

Tedarikçinin kendi tesisi. Sizin tesisinizde prohormon içeren bir ürün üretilmiyor olabilir; ama hammaddenizi ürettiği tesiste üretiliyor olabilir. Zincirin bir üst halkasını sormadığınızda bu risk görünmez kalır.

Fason üretim. Üretimi dışarıya verdiğinizde sorumluluk sizde kalır, kontrol ise fasoncuda. Aynı fasoncunun başka müşterileri için ne ürettiğini bilmeden bu riski yönetemezsiniz.

Etiket ve formülasyon hataları. Beyan edilenle gerçek içeriğin uyuşmaması, özellikle çok bileşenli karışımlarda sık görülür. Ürününüzün gerçekten ne içerdiğini bilmiyorsanız, neyi taratacağınızı da bilemezsiniz.

Kimler için gerekli?

Doğrudan sporcuya satan takviye edici gıda ve sporcu gıdası üreticileri bu belgenin birincil muhatabı. Protein tozu, aminoasit karışımları, kreatin, antrenman öncesi ürünler, kütle artırıcılar ve toparlanma içecekleri bu grupta.

İkinci grup, ürünü doğrudan sporcuya konumlandırmasa da sporcu tarafından yaygın kullanılan ürünleri üretenler: vitamin ve mineral takviyeleri, bitkisel takviyeler, enerji içecekleri ve fonksiyonel gıdalar. Burada risk ürünün kendisinden çok, hedeflenmeyen bir tüketici grubunun ürünü kullanmasından doğar.

Bir de belgenin ticari olarak en çok işe yaradığı grup var. Spor kulüplerine, federasyonlara, askerî kurumlara ya da profesyonel sporcu kadrolarına satış yapıyorsanız, bu belge çoğu zaman görüşmenin başladığı yerdir; ürün kalitesine dair bir tercih meselesi değil, tedarikçi listesine girebilmenin ön koşuludur ve olmadığında teklifiniz çoğu zaman teknik değerlendirmeye bile alınmaz. İhracatta da tablo benzer. Perakende zincirlerinin sporcu ürünleri kategorisinde giderek daha sık aranıyor.

Son bir not. Takviye edici gıda üretiyorsanız, doping free doğrulaması Bakanlık onayının yerine geçmez. Takviye Edici Gıdalar Yönetmeliği’nin 5’inci maddesi açık: takviye edici gıdalar onay alınmadan üretilemez, ithal edilemez ve piyasaya arz edilemez. Doping free bunun üzerine eklenen, gönüllü bir güvence katmanıdır.

Süreç ve süreler

1. Portföy ve risk taraması — 1 hafta Hangi ürünler kapsama girecek, her ürünün bileşen listesi hangi risk sınıfına düşüyor. Bitkisel ekstre içeren ürünler burada ayrılıyor.

2. Tedarik zinciri incelemesi — 2–4 hafta Hammadde tedarikçileri, analiz sertifikaları, tedarikçinin kendi tesis bilgisi ve varsa fason üretim anlaşmaları. Bu adım genellikle en uzun süren aşama, çünkü bilgi çoğu zaman tedarikçiden yeniden istenmek zorunda kalıyor.

3. Doküman incelemesi — 1–2 hafta Yazılı prosedürler, WADA listesi takip mekanizması, parti kayıtları ve numune saklama düzeni.

4. Saha denetimi — tesis başına 1–2 gün Hammadde kabul kontrolleri, depolama ayrımı, üretim kayıtları ve numune saklama uygulaması yerinde görülüyor. Fason üretim varsa denetim fasoncunun tesisinde yapılıyor.

5. Analiz — 3–4 hafta Panel kapsamı ürün grubuna göre belirleniyor. Çok bileşenli ürünlerde matris etkisi nedeniyle bu süre uzayabiliyor.

6. Belgelendirme kararı — 1–2 hafta

7. Sürekli test programı Belge burada bitmiyor. Parti bazlı ya da periyodik numune alma takvimi, WADA listesi güncellemesinin yıllık gözden geçirmesi ve tedarikçi değişikliklerinin bildirimi bu aşamada işliyor.

Dokümantasyonu hazır ve tedarik zinciri şeffaf bir üreticide ilk belgelendirme 8–12 hafta sürüyor. Bitkisel ekstre ağırlıklı portföylerde ve tedarikçi bilgisinin toplanması gerektiğinde bu süre rahatlıkla uzuyor.

Denetim ve test programında neler incelenir?

Buradaki başlığın “denetimde ne bakılır” değil de “denetim ve test programı” olmasının bir nedeni var: incelenen şey tek bir anın fotoğrafı değil, zamana yayılan bir düzen.

WADA listesi takip mekanizması. Listenin her yıl güncellendiğini bilmek yetmiyor; bunu kimin, hangi tarihte, hangi kayıtla yaptığının yazılı olması gerekiyor. Sorumlusu atanmamış bir takip, denetimde takip sayılmıyor.

Hammadde risk sınıflandırması. Bileşenlerin risk düzeyine göre ayrılmış olması ve yüksek riskli olanlara farklı bir kabul rejimi uygulanması. Bütün hammaddelere aynı muameleyi yapan bir sistem, riskin nerede olduğunu görmüyor demektir.

Tedarikçi geçmişi ve analiz belgeleri. Tedarikçinizin gönderdiği raporda hangi maddelerin arandığını satır satır okuyoruz, çünkü yalnızca etken madde miktarını doğrulayan bir rapor yasaklı maddeler açısından hiçbir şey söylemez ve bu ayrımı yapmadan dosyasını tamam sayan üretici sayısı sandığınızdan çok daha fazla.

Tedarikçinin ürettiği diğer ürünler. Zincirin bir üst halkasındaki tesiste prohormon içeren ürün üretiliyorsa, bu sizin en kritik risk kaleminizdir.

Parti bazlı test protokolü. Hangi partilerden, hangi sıklıkta, hangi panelle numune alındığı. Yazılı bir örnekleme planı olmadan alınan numuneler istatistiksel olarak bir anlam taşımaz.

Panel kapsamı ve tespit sınırları. Aşağıda ayrıca ele alıyorum, ama denetimin en belirleyici kalemlerinden biri bu.

Saklama numunesi. Her partiden, raf ömrü boyunca saklanan numune. Geriye dönük bir inceleme gerektiğinde elinizdeki tek kanıt bu olacak.

Etiket doğruluğu. Beyan edilen içerikle gerçekte kullanılan içeriğin karşılaştırılması. Doping free iddiasının nasıl ifade edildiği de burada kontrol ediliyor; garanti anlamına gelecek bir dil kullanılmışsa uygunsuzluk çıkıyor.

Sporcu bilgilendirme ve şikâyet süreci. Bir tüketici pozitif test sonucuyla size ulaştığında kimin devreye gireceğinin, hangi kayıtların ne kadar sürede toparlanacağının ve saklama numunesinin hangi laboratuvara gönderileceğinin önceden yazılı olması gerekiyor. Bu kalem çoğu üreticide eksik, oysa gerçek bir olayda ilk işleyecek mekanizma tam olarak budur.

Panel kapsamı ve tespit sınırı

Bize en sık sorulan sorulardan biri şu: “Analiz yaptırdık, temiz çıktı, yeterli değil mi?”

Yeterli olup olmadığını iki şey belirler. Birincisi panelde kaç maddenin arandığı. Uluslararası programlarda panel tipik olarak 280’in üzerinde madde içerir ve yalnızca WADA listesindeki maddeleri değil, bulaşma açısından tehdit oluşturan bileşikleri de kapsar. Yirmi maddelik bir panelden temiz çıkmak, o yirmi madde için bir şey söyler, fazlası için değil.

İkincisi tespit sınırı. Bulaşma vakalarında karşılaşılan miktarlar çoğu zaman çok düşüktür ve buna rağmen sporcu idrarında pozitif sonuç üretmeye yeter. Bu nedenle programlar milyarda bir (ng/g) düzeyinde tespit kapasitesi arar. Tespit sınırı bunun üzerinde kalan bir yöntemle yapılan analiz, riski ölçmüş olmaz.

Yöntem tarafında standart, sıvı kromatografisi–tandem kütle spektrometrisidir (LC-MS/MS); uçucu bileşikler için gaz kromatografisi tabanlı yöntemler tamamlayıcı olarak kullanılır. Laboratuvarınızdan panelin tam madde listesini, her madde için raporlanan tespit sınırını ve yöntemin sizin ürün matrisiniz için valide edildiğine dair yazılı teyidi isteyin; bunlar sözlü olarak verilen güvencelerin aksine denetimde ibraz edilebilir belgelerdir ve üçünden biri eksikse elinizdeki rapor tartışmaya açılır.

Uluslararası programlar arasındaki farklar

İhracat yapıyorsanız ya da alıcınız belirli bir işaret istiyorsa, hangi programın ne vaat ettiğini bilmek gerekiyor. Dördü de aynı şeyi yapmıyor.

ProgramYürütenTest yaklaşımıKapsam
Informed SportLGC Group (İngiltere)Her parti, piyasaya çıkmadan önce285+ madde; tesis denetimi, hammadde incelemesi, perakendeden kör numune alımı ve raf ömrü boyunca numune saklama dahil
Informed ChoiceLGC GroupYılda en az 12 parti, rastgeleAynı panel; düzenli doping kontrolüne tabi olmayan aktif tüketici için
NSF Certified for SportNSF (ABD)Ürün ve tesis bazlı280+ yasaklı madde; USADA, MLB, NHL tarafından tanınıyor, NFL ve NBA dahil çok sayıda lig tarafından tavsiye ediliyor
Kölner ListeAlman Spor Yüksekokulu Önleyici Doping Araştırmaları MerkeziYılda en az bir kezSeçilmiş anabolik androjenik steroidler ve uyarıcılar; etiket kontrolü dahil

Tablodan çıkan iki şeyi vurgulamak isterim. Birincisi, her parti test edilen bir program ile yılda belirli sayıda parti test edilen bir program arasındaki fark, elit sporcuya satış yapıyorsanız belirleyicidir; alıcı çoğu zaman bu ayrımın farkındadır. İkincisi, programların kapsamı birbirinden farklı — Kölner Liste kendi sitesinde listede yer almanın ürünün doping maddelerinden temel olarak arınmış olduğu anlamına gelmediğini açıkça yazar. Hiçbir laboratuvar listedeki bütün maddeleri tarayamaz ve dürüst programlar bunu saklamaz.

M&A Belgelendirme olarak bu programların hiçbirinin şema sahibi ya da temsilcisi değiliz. Bizim yaptığımız iş, üreticinin kontrol sistemini bağımsız olarak doğrulamak ve uluslararası bir programa girilecekse tesisin ve dokümantasyonun o programın beklentilerini karşılayacak hâle gelmesini sağlamak. Belgelendirme kuruluşlarının yetkinliği TS EN ISO/IEC 17065 standardına göre değerlendirilir; elinizdeki bir belgeyi belge doğrulama sayfamızdan sorgulayabilirsiniz.

Maliyeti etkileyen faktörler

  • Ürün sayısı ve formülasyon karmaşıklığı — tek bileşenli bir protein tozu ile on beş bileşenli bir antrenman öncesi karışımın analiz maliyeti aynı değil
  • Bitkisel ekstre oranı — yüksek riskli hammadde, daha geniş panel ve daha sık numune demek
  • Test sıklığı — parti bazlı program, periyodik programdan belirgin biçimde maliyetli
  • Panel genişliği — aranan madde sayısı doğrudan analiz ücretine yansıyor
  • Tedarikçi sayısı — her yeni tedarikçi ayrı bir inceleme kalemi
  • Fason üretim — denetim fasoncunun tesisinde yapılacağı için ek saha günü doğuruyor
  • Mevcut sistem belgeleriISO 22000 veya HACCP belgeniz varsa izlenebilirlik ve tedarikçi değerlendirme altyapısı kurulu olduğundan süreç kısalıyor

Ürün listenizi, bileşen tablolarınızı ve tedarikçi bilgilerinizi ilettiğinizde net bir teklif hazırlıyoruz.

Sık yapılan hatalar

Aşağıdakiler sahada en sık karşılaştığımız durumlar. Neredeyse hepsinin ortak yanı, iyi niyetli ama eksik bir kontrol anlayışından doğmaları.

Tek bir analiz raporuyla sürekli iddia yürütmek. En yaygın hata bu. Rapor yalnızca o numuneyi kapsar; sattığınız bir sonraki partiyi kapsamaz.

WADA listesi güncellemesini takip etmemek. Liste her yıl 1 Ocak’ta değişiyor. Ekim–Aralık penceresini kullanmayan üretici, ocak ayında eksik panelle satış yapıyor demektir.

Bitkisel ekstrelerde doğal prohormon riskini atlamak. “Bitkisel olduğu için güvenli” varsayımı bu alanda en pahalı varsayımlardan biri.

Panel kapsamını hiç sormamak. Dar bir panelden temiz çıkmak güvence üretmez, sadece rahatlık üretir. Laboratuvardan madde listesini yazılı isteyin.

Tespit sınırı yüksek bir yöntemle ölçmek. Bulaşma miktarları çok düşük olabiliyor; sınırı yeterince aşağıda olmayan bir yöntem, var olan bir bulaşmayı göremez.

Saklama numunesi tutmamak. Bir sporcu pozitif çıktığında geriye dönüp bakabileceğiniz tek kanıt odur. Yoksa tartışma sizin aleyhinize kapanır.

Tedarikçinin tesisini sormamak. Kendi tesisinizde hiç prohormon üretilmiyor olabilir; hammaddenizin üretildiği tesiste üretiliyorsa risk sizindir.

“Test edildi” ile “belgelendirildi”yi aynı anlamda kullanmak. İki ayrı iddia; etikette ve ticari iletişimde karıştırılması yanıltıcı beyan doğurur.

Garanti dili kullanmak. “Yasaklı madde içermez” biçiminde mutlak bir ifade, hiçbir programın veremediği bir söz verir. Doğru dil, hangi panelden hangi yöntemle geçildiğini söyleyen dildir.

Sıkça sorulan sorular

İlgili belgeler

Doping free doğrulaması, bir maddenin ürün içinde bulunmadığını kanıtlama mantığını paylaşan belgelerle aynı aileye giriyor. Ailenin tamamı ve aralarındaki ortak denetim omurgası için yokluk beyanı belgeleri rehberimize bakabilirsiniz.

İletişim

Sporcu gıdası ya da takviye edici gıda üretiyorsanız ve doping free doğrulaması için nereden başlayacağınızı netleştirmek istiyorsanız, ürün listeniz ve bileşen tablolarınızla bize ulaşın.

M&A Belgelendirme ve Mühendislik Hizmetleri Cevizlidere Mah. 1246/1 Sk. No:3/17 Paradise Rezidans, Çankaya / Ankara
Telefon: +90 312 512 60 69 WhatsApp: +90 542 552 01 82 E-posta: info@mabelgelendirme.com

Teklif formu için iletişim sayfamıza geçin

Scroll to Top